KAYABAŞI

KERMES FAALİYETİ NEDENİYLE DERNEKLER HAKKINDA VERGİ MÜKELLEFİYETİ MÜMKÜN MÜDÜR?

KERMES FAALİYETİ NEDENİYLE DERNEKLER HAKKINDA VERGİ MÜKELLEFİYETİ MÜMKÜN MÜDÜR?
KERMES FAALİYETİ NEDENİYLE DERNEKLER HAKKINDA VERGİ MÜKELLEFİYETİ MÜMKÜN MÜDÜR?

Türk Medeni Kanununda dernek,  gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları olarak tanımlanmakta olup, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün internet sitesinde yer alan bilgilere göre Türkiye'de 122 bin 147'si aktif, 194 bin 810'u feshedilmiş toplam 316 bin 957 dernek bulunmaktadır. Kazanç paylaşma amacı olmayan bu sivil toplum kuruluşlarının yaptıkları gelir getirici faaliyetlerin vergi mevzuatına tabi olup olmadığı yargı organlarınca tartışılmıştır.

213 sayılı Vergi Usul Kanunun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu; iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutat olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu hükümlerine yer verilmiştir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1. maddesinde, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmelerin kazançlarının kurumlar vergisine tabi olduğu belirtilmiş; 2. maddesinin 5. fıkrasında, Dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler: dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları dışında kalan ticari, sınai ve zirai işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmeler, dernek veya vakıfların iktisadi işletmeleri olarak tanımlanmış, aynı maddenin 6. fıkrasında, İktisadî kamu kuruluşları ile dernek veya vakıflara ait iktisadî işletmelerin kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya iş yerlerinin bulunmaması mükellefiyetlerini etkilemeyeceği, mal veya hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesi bunların iktisadî niteliğini değiştirmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 11. maddesinde, ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseselerin ticari işletme sayılacağı açıklanmıştır. Bir iktisadi işletmenin varlığından söz edebilmek için emek ve sermayenin devamlı gelir sağlamak amacıyla bağımsız bir ticari organizasyon şeklinde bir araya gelmesi, bu birlikteliğin, esnaf faaliyeti sınırlarını da aşacak hacim ve miktarda bedel mukabilinde satış yapılan veya hizmet ifa eden yerler olması gerekmektedir.

Türk Ticaret Kanunu’na göre ticari ve sınai işletme sayılan faaliyetler sonucu sağlanan gelirler Gelir Vergisi Kanunu’nda ticari kazanç olarak sayılmaktadır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 37. maddesinde, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiş ve bu Kanun’un uygulanmasında hangi faaliyetlerden elde edilen kazançların ticari kazanç sayılacağı 6 bent halinde sayılmıştır.

Türk Ticaret Kanunu’na göre ticari işletmeye bağlı olarak sayılan faaliyetler Gelir Vergisi Kanunu yönünden de, kural olarak, ticari faaliyet olarak kabul edilmektedir. Ticari faaliyetin en önemli özelliği gelir sağlama amacına yönelik olması, ticari bir organizasyona dayalı bulunması ve devamlılık arz etmesidir. İktisadi işletmeyi ticari işletmeden ayıran en önemli nitelik ise işletmenin ticari muhasebeyi gerektirecek şekilde geniş olmasıdır.

Yukarıda detaylı olarak verilen mevzuat hükümlerinde dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerin vergi mükellefi sayılacağı konusunda bir ihtilaf görünmemektedir. Ancak iktisadi işletme dışında gelir getirici diğer faaliyetlerin vergisel anlamda taşıdığı nitelik önem arz etmektedir. 

İktisadi işletmesi olmayan derneklerin gelir elde etme amacı ile  sık sık yada her yıl geleneksel olarak kermes faaliyeti düzenledikleri, bu faaliyetlerin de zaman zaman vergi dairesince mükellefiyet tesisine neden olduğu görülmektedir. Vergi mükellefiyeti tesisine ilişkin bu işlemlerin vergi yargısına götürülmesi üzerine kermes faaliyetlerinin ticari kazanç olmadığı sonucuna varılmıştır.

Kararlarda genellikle aynı gerekçeye yer verilmekte olup, Bursa 1. Vergi Mahkemesince (2021/1260) verilen karar gerekçesi şu şekildedir:

"Davacı derneğin, 2017, 2018 ve 2019 yıllarının yalnızca belli günlerinde yardım amaçlı olarak düzenlediği kermes faaliyeti yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri doğrultusunda değerlendirildiğinde, ticari faaliyetin unsurlarının tespiti bakımından, kermes için elde edilen gelir karşılığı verilen ürünlerin dernek tarafından satın alındığı, imal edildiği, maliyetine katlanıldığına ilişkin herhangi bir tespit ile düzenlenen kermesler dışında mükellefiyet tesisini gerektirecek nitelikte bir ticari faaliyet ve iktisadi işletmenin unsurlarına ilişkin herhangi bir tespitin bulunmadığı, dolayısıyla davacı dernek tarafından gerçekleştirilen kermes düzenleme faaliyetinin Kanun'un aradığı anlamda süreklilik arz eden bir organizasyon içerisinde yapılan işlerden olmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir."

Vergi yargısı, dernek ve vakıfların gelir getirici faaliyetlerinin ticari kazanç sayılması için ticari faaliyet ve iktisadi işletmenin unsurları ile süreklilik arz eden bir organizasyon aramakta, bunun dışında sürekli de olsa yapılan kermes faaliyetini vergi mükellefiyetinin tesisi için yeterli görmemektedir.

Dernek ve vakıfların kuruluş amacı, vergi mevzuatı ve ticaret hukuku kuralları birlikte değerlendirildiğinde; kermes vb gelir getirici faaliyetler nedeniyle işlem tesis edilmesi hem mevzuata hem de dernek ve vakıf ruhuna aykırı olduğundan Gelir İdaresi Başkanlığının bu tarz vergilendirme işlemlerinde daha dikkatli olması gerekmektedir. 


Av. Sadi KAYABAŞI

Paylaş:
Son Blog Yazıları
1 Haziran 2024 Cumartesi
Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonları tarafından yapılan zabıt katipliği sözlü sınavları öncesinde, sınav komisyonlarınca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon...
30 Mayıs 2024 Perşembe
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Aday Sürücülük" başlıklı 17. maddesinde; 12.7.2013-6495/22 md.) İlk defa sürücü belgesi alanlar en az bir yıl süre ile aday sürücü olarak kabul edilirler. Aday sürücülüğün süresi, aday sürücülerin sürücü belgelerinin iptal edilme ve yeniden sürücü belgesi a...
30 Mayıs 2024 Perşembe
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde, ticari faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu hükme bağlanmış, 10. maddesinin (a) bendinde; mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması vergiyi doğuran olay kaps...