KAYABAŞI

Disiplin Cezalarında İfade Özgürlüğüne İlişkin Anayasa Mahkemesi Kriterleri

Disiplin Cezalarında İfade Özgürlüğüne İlişkin Anayasa Mahkemesi Kriterleri
Disiplin Cezalarında İfade Özgürlüğüne İlişkin Anayasa Mahkemesi Kriterleri

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 26. maddesinde;

"26. Madde. Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar." cümlesine yer verilmektedir.

Anayasa Mahkemesince yakın tarihte yayımlanan bireysel başvuru ihlal kararında (2018/17029)  disiplin cezalarında ifade özgürlüğüne ilişkin kriterler detaylı olarak anlatılmıştır. 

Başvuruya konu olayda, Yüksek Öğrenim Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı Yurt Müdürlüğünde yurt yönetim memuru olarak görev yapan kamu görevlisi hakkında görev alanında kalan bazı belgeleri hazırlamadığı, konuya ilişkin olarak Yurt yönetimince hazırlanan belgeleri imzalamadığı, sürekli rapor ve izin kullandığı gerekçesiyle  2016 yılının muhtelif aylarına dair bir tutanak tanzim edilmiş, bu çerçevede  idarenin iş ve işlemlerinin yürütülmesini engelleyecek davranışlarda bulunduğu, devlet memuru olarak görevlerini yerine getirmekten imtina ettiği, çalışmaktan ve sorumluluktan kaçtığı, çalışma ortamındaki düzeni bozduğu, personel sıkıntısının olduğu dönemlerde sık sık rapor aldığı, izin işlemlerini dahi iletişim yollarını tıkayarak, amiri ile görüşmeden yazılı şekilde talep ettiği, sürekli çevresindeki çalışanları suçlayan, çalışma ortamındaki huzur ve güveni bozmaya yönelik tutum ve davranışları olduğu ve işleri kasıtlı olarak güçleştirdiği iddialarıyla anılan personel hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.

Soruşturma raporunda öncelikle bu personel hakkında ileri sürülen sağlık raporu ve izin taleplerinin konu edildiği iddialar değerlendirilmiş,  kanuna ve kurum mevzuatına aykırı bir durum bulunmadığından yapılacak herhangi bir işlem olmadığı sonucuna varılmıştır. Raporun teklif kısmında ise başvurucunun görevi kapsamında imzalaması gereken belgeleri imzalamadığı, kasıtlı olarak görevini yerine getirmeyerek idarenin işleyişini güçleştirdiği sonucuna ulaşıldığından Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin (a) alt bendi uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması, bu kişinin  personel sıkıntısının olduğu dönemlerde bile "Sürekli istifa edeceğim, diyerek izin talebinde bulunduğu", izin verilmediği durumlarda da sürekli rapor alarak çalışmaktan ve sorumluluktan kaçtığı, "sürekli çevresindeki çalışanları suçladığı", idareye karşı cephe alarak söz ve davranışlarıyla iletişimi kopardığı, amirleri ve iş arkadaşlarıyla uyum içinde çalışmadığı, iş arkadaşları üzerinde yılgınlık oluşturduğu, bu ve benzeri hareketleri nedeniyle çalışma ortamının huzurunu bozduğu sonucuyla yine aynı Kanun'un (B) bendinin (l) alt bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması gerektiği belirtilerek sonuç itibarıyla anılan cezalardan en ağırı olan aylıktan kesme cezası teklif edilmiştir.

Soruşturma sonucunda başvurucunun aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup başvurucunun itirazı üzerine görevlendirmeye ilişkin herhangi bir yazının başvurucuya tebliğ edilmediği gerekçesiyle anılan cezanın kaldırılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine başvurucunun soruşturma raporuna konu diğer ceza olan kınama cezası ile cezalandırılmasına disiplin amirince karar verilmiş olup anılan karara karşı yapılan itiraz Disiplin Kurulunca reddedilmiştir.

Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali istemiyle  İdare Mahkemesinde  dava açmıştır. Mahkeme, davanın kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir.İdarece kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge İdare Mahkemesince (BİM) istinaf başvurusunun  kabulüne, istinafa konu kararın kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Anılan kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Uyuşmazlık konusu olayda, her ne kadar davacının muayene ve kabul komisyonunda görevlendirilmesinin bulunmadığı anlaşılmakta ve yıllık izin, sağlık raporu kullanmasına yasal bir engel bulunmamakta ise de soruşturma kapsamında alınan ifadeler ve yapılan tesbitlerden, davacının personel ihtiyacı olduğu dönemlerde sürekli olarak istifa edeceğini söylemek ve sık sık yıllık izin, rapor almak ve bazı ödeme evraklarını imzalamaktan imtina etmek, çevresindekileri suçlamak şeklindeki tutum ve davranışları nedeniyle mesai arkadaşlarında yılgınlık oluşturduğu, davacının tutum ve davranışlarıyla çalışma ortamını ve huzurunu bozduğu anlaşıldığından, 657 sayılı Kanunun 125/B-l maddesi kapsamına giren fiili nedeniyle verilen kınama cezasında mevzuata ve hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptaline ilişkin istinafa konu mahkeme kararında ise hukuka uyarlık bulunmamaktadır".

BİM kararında; imzadan imtina etmek, sürekli istifa edeceğini söylemek, çevresine suçlamalarda bulunmak, sık sık izin ve rapor kullanmak gibi birden fazla gerekçeye dayanılarak başvurucunun mesai arkadaşları üzerinde yılgınlık oluşturduğu sonucuna varıldığı, bu durumun da çalışma ortamını ve huzurunu bozduğu belirtilmiştir. Anılan gerekçelerden imzadan imtina etmek eylemi nedeniyle başvurucuya daha önce aylıktan kesme cezası verildiği ancak cezanın görevlendirmeye ilişkin tebliğ evrakı eksikliği nedeniyle kaldırıldığı, personel sıkıntısının olduğu dönemlerde izin ve rapor kullandığı iddiası hakkında ise hukuka aykırı bir durumun bulunmadığının soruşturma raporunda belirtildiği görülmüştür. Bu nedenle BİM tarafından her ne kadar bahse konu gerekçelere dayanılmış olsa da disiplin cezası gerekçesinin başvurucunun "sürekli olarak istifa edeceği söyleminde bulunması ve çevreye karşı suçlayıcı tutum ve davranışlar sergilemesi" eylemlerinden ibaret olduğu değerlendirilmiştir.

Bu iki eylem nedeniyle cezalandırılmasının ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu düşünen başvurucu, bireysel başvuru yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Yüksek Mahkeme önce sürekli istifa edeceği söylemini irdelemiş;

"1. Somut olayda başvurucu, görevini tam ve zamanında yapmadığına yönelik iddialara karşı 657 sayılı Kanun'un 20. ve 94. ila 98. maddelerinde düzenlenen kamu görevinden çekilme hakkını kullanmayı gündeme getirmiştir. Şüphesiz bu durum bağlı bulunulan amirde veya kurumda memnuniyetsizliğe ya da çalışma arkadaşları arasında uyumsuzluğa neden olabilir. Nitekim başvurucu, söz konusu söyleminin tabi olduğu statü hukuku kapsamında (bkz. § 30) çalışma ortamını olumsuz yönde etkilediği gerekçesiyle disiplin cezası ile cezalandırılmış ve BİM kararı ile bahse konu işlem aynı gerekçeyle hukuka uygun bulunmuştur. Başvurucunun ifadelerine bakıldığında anılan söylemiyle kendisine yöneltilen iddiaların ciddiyetini ve içinde bulunduğu duygu durumunu ortaya koyarak (bkz. § 10) idarenin meşru menfaatlerin ötesine geçmesi ihtimaline karşı savunmasız kalmamayı (bkz. § 30) hedeflediği görülmektedir. Bu anlamda başvurucu bu hareketiyle herhangi bir disiplin yaptırımına muhatap olmamak adına hareketsiz kalmak yerine karşılaşabileceği sonuçlara rağmen görüşlerini açıklayarak disiplin cezası ile karşı karşıya gelmiştir. Buna göre başvurucunun somut olayda hareketsiz kalmaması, bir başka deyişle kendi kendini sansürlememesi otosansür nedeniyle cezalandırıldığı ve bu durumun ise ifade özgürlüğü üzerinde negatif bir etkiye yol açtığı söylenebilir."

Devamında ise  başvurucunun çevreye karşı suçlayıcı tutum ve davranışlar iddiasını irdelemiştir;

"Başvuru konusu olaydaki bir diğer iddia ise başvurucunun çevreye karşı suçlayıcı tutum ve davranışlarda bulunmasıdır. Somut olayda, başvurucu ve idare arasında başvurucunun bazı belgelere ilişkin görev ve sorumluluklarını yerine getirmediği iddiası üzerinden bir anlaşmazlık yaşandığı, soruşturma sonucunda ise başvurucunun anılan konularda görevli olduğunun yazıyla kendisine bildirilmediği anlaşıldığından hakkında uygulanan aylıktan kesme cezası kaldırılmıştır (bkz. § 11). Şu hâlde haksızlığı soruşturma sonucunda teyit edilen iddialardan dolayı, başvurucunun tavır ve davranışlarında -çalışma arkadaşları tarafından olumsuz olarak değerlendirilebilecek- birtakım değişikliklerin görülmesinin anlaşılabilir olduğu kabul edilmelidir."

Kararın devamında Anayasa Mahkemesi,  daha önceki kararlarında, düşünce açıklamaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında verilen disiplin cezalarına ilişkin olarak idarenin ve bu tür cezaların hukuka uygunluğunu denetleyen yargı mercilerinin -subjektif yorumlardan kaçınmaları için- yapmaları gerekenleri açıklamıştır.(Somut olaya ilişkin ise) Somut olayda başvurucunun söylemi ve tavırları ile (bkz. § 29) çalıştığı kurumun huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozduğunun kabul edildiği de gözönüne alındığında idare ve yargı mercilerinden en azından şu değerlendirmeleri yapmaları beklenir:

i. Söz konusu ifade özgürlüğü olduğu için devlet memurlarının da birey olduğu, siyasi görüş sahibi olma, ülke sorunlarıyla ilgilenme, tercih yapma gibi sosyal yönlere sahip olma haklarının bulunduğu gözardı edilmemelidir (Hasan Güngör, § 49; Ömer Yalçın, § 27; Zeki Çınar, §§ 34, 35).

ii. Somut olayın koşullarında kamu görevlisinin düşünce açıklamasını kamu görevi statüsünün ve görev yaptığı alanın kendisine sağladığı unvanı dâhil herhangi bir olanağı kullanarak yapmış ise bunun gösterilmesi gerekir (kamu görevinin niteliğine ilişkin olarak bkz. Adem Talas [GK], B. No: 2014/12143, 16/11/2017, § 47).

iii. Buna ilaveten kamu görevlisinin yaptığı bir düşünce açıklamasının kamu hizmetlerinin sürekliliğini, etkinliğini, verimliliğini ya da gereği gibi yerine getirilmesini ne şekilde etkilediğinin ve cezayı gerekli kılan -devlet organizasyonu içinde düzenin bozulması, hizmetlerin yürütülememesi gibi- sonuçların neler olduğunun veya bu tür sonuçlara neden olmasının kuvvetle muhtemel olduğunun ortaya konulması gerekir (disiplin cezası ile cezalandırılabilmeleri için kamu görevlisinin fiillerinin memuriyetini etkilediğinin gösterilmesi gerekliliğine ilişkin olarak bkz. Yasin Agin ve diğerleri [GK], B. No: 2017/32534, 21/1/2021, §§ 61, 63; Levent Tunçel, B. No: 2017/34185, 16/3/2022, §§ 42, 44; Disiplin hukukunun amaçları için bkz. Ayfer Altuntaş ve İkbal Ünzile Gürsoy, § 53),

iv. Hükmedilen disiplin cezasıyla kamusal önemi bulunan objektif amaca ulaşılabileceği, başka bir deyişle kamu görevlisinin cezalandırılmasının zorunlu bir sosyal ihtiyaca karşılık geldiği gösterilmeli; düşünce açıklamasının kamu görevini etkileme derecesiyle orantılı bir disiplin cezasına hükmedilmedir (Mehmet Alanç ve diğerleri, § 45; Şah İsmail Harmancı, § 37; Ayfer Altuntaş ve İkbal Ünzile Gürsoy, § 45).

v. Değerlendirmeler oldukça açık, spesifik ve tekil olarak yapılmalıdır (bireyselleştirilmiş değerlendirme zorunluluğuna ilişkin olarak bkz. Şah İsmail Harmancı, § 41).

35. Somut olayda, başvurucuyu cezalandıran idarenin ve nihai kararı veren BİM'in gerekçeleri dikkatli bir şekilde ele alınmıştır. Buna karşın hem idare hem de BİM başvuruya konu söylem, tutum ve davranışların çalışma ortamının huzurunu bozduğunu belirtmek dışında yukarıda sıralanan değerlendirmelerden hiçbirini yapmamıştır."

Yüksek Mahkeme, kamu görevlilerinin  disiplin suçları yönüyle dikkate alınması gereken ifade özgürlüğü konusundaki kriterleri madde madde saymış ve  hem idareye hem de kararın yargısal denetimini yapan istinaf merciine (Bölge İdare Mahkemesi) bu kriterleri dikkate alması gerektiğini hükmetmiştir.

Özellikle tanık anlatımına dayanan ve tamamen amirin egosundan kaynaklanan  uyarma, kınama, aylıktan kesme gibi nispeten hafif disiplin cezalarında disipline konu olaylar adli yargı merciilerine de intikal etmediğinden mevzuatın esnekliğinden de istifade edilerek hukuka aykırı birçok disiplin cezasının tesis edildiği bilindiği gibi bu cezaların birçoğu idari yargı merciilerince iptal edilse bile, (bireysel başvuruya konu davada olduğu gibi) bazı davaların da idarenin savunma dilekçesi kopyalanarak reddedildiği davanın taraflarınca bilinmektedir.

Kararın hüküm fıkrasında Yüksek Mahkeme;

"Yukarıdaki bilgiler dikkate alındığında değerlendirmelerinde Anayasa Mahkemesinin kabul ettiği standartları uygulamayan idare ve BİM'in başvurucunun bir disiplin cezası ile cezalandırılmasının zorunlu toplumsal bir ihtiyaca karşılık geldiğini ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koyduğunun kabul edilmesi mümkün olmamıştır." cümlesiyle yeterli gerekçeye dayalı olmayan kınama cezasının reddedilmesini ifade özgürlüğüne aykırı görmüştür. 

Daha önce de Anayasa Mahkemesi,  7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun 8. Maddesinin 4/ be bendinde yer alan "5) Görev içinde veya dışında amir yada üstlerinin eylem ve işlerini olumsuz yönde eleştirici nitelikte söz söylemek yada yazı yazmak" cümlesindeki "içinde" ibaresini ifade özgürlüğüne aykırı görerek iptaline karar vermiştir. 

Kamu personelinin söylemlerinden kaynaklanan isnatlar nedeniyle verilen disiplin cezalarında ifade özgürlüğü kriterlerine uyulup uyulmadığı hem  cezayı veren kurum (idare) hem de bu cezanın yargısal denetimini yapan mahkemelerce dikkate alınması gerekmektedir.İfade özgürlüğü Anayasada güvenceye alınan temel hak ve özgürlükler içinde yer aldığından bu hakkın ihlali anlamına gelecek idari tasarrufların idari yargı merciilerince iptal edilebileceği kuşkusuz olduğu gibi aksine bir durumda bireysel başvuru ile Anayasa Mahkemesine başvuru yapılarak temel hak ve özgürlüğün ihlali iddiasında bulunulabilecektir. 

Av. Sadi KAYABAŞI

Paylaş:
Son Blog Yazıları
1 Haziran 2024 Cumartesi
Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonları tarafından yapılan zabıt katipliği sözlü sınavları öncesinde, sınav komisyonlarınca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon...
30 Mayıs 2024 Perşembe
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Aday Sürücülük" başlıklı 17. maddesinde; 12.7.2013-6495/22 md.) İlk defa sürücü belgesi alanlar en az bir yıl süre ile aday sürücü olarak kabul edilirler. Aday sürücülüğün süresi, aday sürücülerin sürücü belgelerinin iptal edilme ve yeniden sürücü belgesi a...
30 Mayıs 2024 Perşembe
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde, ticari faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu hükme bağlanmış, 10. maddesinin (a) bendinde; mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması vergiyi doğuran olay kaps...