KAYABAŞI

İDARİ DAVA TÜRÜ OLARAK TAZMİNAT (TAM YARGI) DAVALARI

İDARİ DAVA TÜRÜ OLARAK TAZMİNAT (TAM YARGI) DAVALARI
İDARİ DAVA TÜRÜ OLARAK TAZMİNAT (TAM YARGI) DAVALARI

İdari dava türlerinden biri de tam yargı davasıdır. Tam yargı davası kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında alınan kararlardan, eylemlerden ve işlemlerden dolayı hak kaybına uğrayan, maddi ve manevi zarara uğrayan kişilerin idareye karşı açtıkları davaya denir.Bir başka deyişle tazminat davasının ismi idari yargıda tam yargı davasıdır. Bu dava türü ile idare hukuku alanında ihlal edilmiş bir  hakkın yerine getirilmesi veya uğranılan zararın giderilmesi sağlanır.

Anayasamızın 125. maddesine göre “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür”.

Anayasanın 129. maddesinde “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.”

Anayasanın 40. maddesine göre “Kişinin, resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.” düzenlemesi yer alırken 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı:” başlıklı 2. maddesinin b fıkrasında “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” denilerek tam yargı davası idari dava türü arasında sayılmakta ve tanımlamaktadır.

İdari yargıda tam yargı davası açılabilmesi için öncelikle idarenin hukuka aykırı bir işlemi veya eylemi bulunmalıdır. Bahse konu hukuka aykırılığın ortaya çıkmasında idarenin kusurunun olup olmaması ise dava açılmasına engel teşkil etmemektedir.

Bunun yanında söz konusu hukuka aykırı eylem ve/veya işlem nedeniyle doğmuş bir zarar söz konusu olmalıdır. Bu zarar, gelir kaybı ya da gider artışı gibi gerçek anlamda bir maddi zarardan kaynaklanabileceği gibi kişilik haklarının ihlalinden kaynaklanan manevi zarar da olabilir. 

Bir diğer şart ise bu hukuka aykırı eylem ve/veya işlem ile doğan zarar arasında illiyet yani nedensellik bağı bulunmasıdır. Zarar ile fiil arasında neden-sonuç ilişkisinin bulunmadığı durumlarda, ileri sürülen talep reddedilecektir. 

İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin hukuki sorumluluğu sadece kusur esasına, hizmet kusuru teorisine dayanmamakta, idarenin kusur koşulu aranmadan da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmin sorumluluğu bulunmaktadır.

İdarenin sorumluluğu kusur esasına ve kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazmin edilmektedir. Kusura dayalı sorumlulukta idarenin kusurlu bir davranışı nedeniyle zarar görenler kusura dayalı olarak tazminat talep edebildiği gibi, idare, özellikle sosyal risk gibi alanlarda kusur aranmaksızın da sorumlu olabilmektedir.

İdarenin kusura dayanan sorumluluğuna idare hukukunda “hizmet kusuru” denilmektedir. Hizmet kusuru, idarenin işleyişinde veya yerine getirdiği kamu hizmetinde eksiklik, ihmal veya gecikme yaşanmasıdır. Hizmet kusuru, idare hukukunda özel hukuktaki “kusurlu sorumluluk” hallerinden farklı bir anlam taşımaktadır. Özel hukuktan farklı olarak objektifleşen ve kendine özgü bir karakteri olan bir kusurlu sorumluluk halidir. Yargısal kararlarda hizmet kusurunun üç şekilde gerçekleştiği kabul edilir:

Kamu hizmetinin hiç işlememesi nedeniyle hizmet kusuru,

Kamu hizmetinin geç işlemesi nedeniyle hizmet kusuru,

Kamu hizmetinin kötü işlemesi nedeniyle hizmet kusuru.

Hizmet kusuru, kamu hizmetinin organize edilmesi ve işleyişi ile ilgilidir. Kamu hizmeti eksik veya kötü yerine getirilmekte veya bu faaliyet hizmet icaplarına uygun değilse, idarenin kamu hizmetini kusurlu yürüttüğü kabul edilir. Kamu görevlisinin görevini ifa ederken görevi sebebiyle meydana gelen tüm kişisel kusurları “görev kusuru” kapsamında hizmet kusuru oluşturur.

Devlet hastanesinde görevli doktorun yanlış teşhis koyması yada yanlış ilaç tavsiyesi ile  bir kimsenin sakat kalması, doğun esnasında hekim hatası nedeniyle anne yada bebeğin ölmesi yada sakat kalması, belediyenin yol yapımındaki hata nedeniyle trafik kazası meydana gelmesi gibi kusur isnadının mümkün olduğu hallerde hizmeti kusuru sözkonusu olacak ve idarenin tazmin yükümlülüğü doğacaktır. 

Hizmet kusuru ve kusura dayalı sorumluluk dışında idarenin bazı durumlarda kusursuz  sorumlu olduğu kabul edilmektedir.  İdare kural olarak  kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında fertlere vermiş olduğu zararları tazmin ile yükümlüdür. Bu zarar idarenin hizmet kusurundan doğmamış olsa bile  bazı durumlarda objektif sorumluluk dediğimiz kusursuz sorumluluk esasına göre idarenin bu zararları zarar görenlere tazmin etmesi hukukun genel kaidelerinden biridir. Zira kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında kişilerin mal varlıkları veya hayatları ya da sağlıkları üzerinde meydana gelen bir zararı sadece o kişiler üzerine bırakmak, kamu hizmetlerinden yararlanan diğer fertler bakımından tam bir eşitsizlik meydana getirmektedir. İşte kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında doğan zarar bu bakımdan idarenin hizmet kusuru aranmaksızın tazmin edilmesi objektif sorumluluk adı ile bilinen hukuk kaidesi gereğidir.

Kamu hukukunda kusursuz sorumluluk, Tehlike (Risk) İlkesi ve Fedakârlığın Denkleştirilmesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik) İlkesi ile açıklanmaktadır. Tehlike ilkesinin, meslek kazaları alanında uygulanma biçimi olarak ortaya çıkan mesleki risk ilkesi ise kamu hizmetinde çalışan bir kişinin görevi sırasında ya da görevi nedeniyle zarara uğraması halinde uygulanabilmekte ve oluşan bu zararda idarenin kusuru olmasa dahi tazmin borcu olduğu kabul edilmektedir.

Trafik kontrolü yaparken kamyon çarpması sonucu hayatını kaybeden  trafik polisinin ailesine ödenecek destekten yoksun kalma tazminatı, terör eylemleri nedeniyle zarar görenlerin açtıkları maddi-manevi tam yargı davaları idarenin kusursuz sorumluluğundan kaynaklanan tazminat  davalarına örnektir.

2577 sayılı Kanunun 13. Maddesinde ;

"1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir. " kuralına yer verilmektedir.

İdarenin eylemi dolayısıyla hakkı ihlal edilen ilgili, idari dava açmadan önce kanunda belirtilen süreler içinde idareye başvurmalıdır. İdareye başvuru süresi, ilgili eylemi yazılı bildirim üzerine veya başka surette öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yılla sınırlıdır. Bu başvuruda, idari eylem nedeniyle hakkı ihlal edilen ilgili, haklarının yerine getirilmesini talep etmelidir.

Bu başvuru sonucunda, ilgilinin isteği kısmen veya tamamen reddedilirse, ret konusundaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde dava açılabilir. Diğer taraftan, uygulamada sıkça görüldüğü üzere, başvurucunun isteği hakkında 60 gün içinde idarece cevap verilmezse, bu sürenin bittiği tarihten itibaren 60 gün içinde dava açılabilir. 

Sonuç olarak, idare hukukunda tam yargı (tazminat davaları) ulaşımdan sağlığa, imardan güvenliğe kadar birçok alanda uygulama sahası bulmaktadır. İdarenin sorumluluğu kusura dayalı olabileceği gibi kusursuz sorumluluk hallerinde de idare ilgililere tazminat ödemektedir.


Av. Sadi KAYABAŞI



Paylaş:
Son Blog Yazıları
1 Haziran 2024 Cumartesi
Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonları tarafından yapılan zabıt katipliği sözlü sınavları öncesinde, sınav komisyonlarınca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon...
30 Mayıs 2024 Perşembe
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Aday Sürücülük" başlıklı 17. maddesinde; 12.7.2013-6495/22 md.) İlk defa sürücü belgesi alanlar en az bir yıl süre ile aday sürücü olarak kabul edilirler. Aday sürücülüğün süresi, aday sürücülerin sürücü belgelerinin iptal edilme ve yeniden sürücü belgesi a...
30 Mayıs 2024 Perşembe
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde, ticari faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu hükme bağlanmış, 10. maddesinin (a) bendinde; mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması vergiyi doğuran olay kaps...