KAYABAŞI

TOPLULAŞTIRMA DAVALARI

TOPLULAŞTIRMA DAVALARI
TOPLULAŞTIRMA DAVALARI

Arazi toplulaştırması, bir tarımsal işletmeye ait parçalanmış arazilerin birleştirilmesi suretiyle modern işletmecilik esaslarına uygun tarımsal işletmeler oluşturulmasını ve tarım arazilerinin rasyonel kullanımını sağlamayı amaçlar.Toplulaştırma işleminin en önemli amacı, ekonomik olarak işlevselliğini yitirmiş parsellerin bir araya getirilip, çiftçinin daha az masrafla daha fazla verim almasını sağlamaktır.Arazi toplulaştırması, teknik yönden çok aşamalı bir süreci ihtiva eden, disiplinlerarası bir uygulamadır ve farklı disiplinlerden uygulayıcıların bir arada ve eşgüdümlü çalışmasını gerektirmektedir. Proje uygulama aşamasında bu sürecin yürütülmesi, özellikle ziraat ve harita mühendisleri tarafından gerçekleştirilmektedir.

Ülkemizde toplulaştırmayı düzenleyen iki ayrı Kanun bulunmaktadır. Hem 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ve bu Kanun uyarınca yayımlanan Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliği ile hem de 5403 sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca toplulaştırma yapmak mümkündür. 

5403 sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanununda arazi toplulaştırması; “Arazilerin doğal ve yapay etkilerle bozulmasını ve parçalanmasını önlemek, parçalanmış arazilerde ise doğal özellikleri, kullanım bütünlüğü ve mülkiyet hakları gözetilerek birden fazla arazi parçasının birleştirilip ekonomik, ekolojik ve toplumsal yönden daha işlevsel yeni parsellerin oluşturulması ve bu parsellerin arazi özellikleri ve alanı değerlendirilerek kullanım şekillerinin belirlenmesi, köy ve arazi gelişim hizmetlerinin sağlanması” olarak tanımlamış, 

3083 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesinin başlığı “Toplulaştırma” iken 23.02.2011 tarih ve 6171 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle “Toplulaştırma Ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri” olarak değiştirilmiştir. 6’ncı maddenin 5’inci fıkrasına göre; “Toprak ve su kaynaklarının korunması, geliştirilmesi, kırsal alanda su temini ve kullanılmış suların uzaklaştırılması hizmetleri, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri ile birlikte planlanır. Tarla içi geliştirme hizmetleri; tarla yolları ve sanat yapıları, açık ve kapalı drenaj, sulama tesisleri, kimyasal maddeler kullanılarak arazi ıslahı, toprak muhafazası ve dere yatağı ıslahı gibi faaliyetleri kapsar.” olarak ifade edilmiştir.

Bilindiği gibi mülkiyet hakkı, Anayasa’nın 35’inci maddesi ve AİHS’nin 1 No.lu Ek Protokolü’nün 1’inci maddesi ile koruma altına alınmıştır.  Arazi toplulaştırmasının mülkiyet hakkına müdahale içeren niteliği gereği uygulama ve yargısal denetimi aşamasında Anayasa ve AİHS’de belirlenen genel ilkelere uyulması önem taşımaktadır.

3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun  1. maddesinde, bu Kanunun amacının, sulama alanları ile Cumhurbaşkanınca  gerekli görülen alanlarda; toprağın verimli şekilde işletilmesini, işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılmasını, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasının ve küçülmesinin önlenmesini sağlamak olduğu hüküm altına alınmıştır.

Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin   "Toplulaştırma" başlıklı 20. maddesinde, toplulaştırmanın, uygulama alanında ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalı ve hisseli arazinin birleştirilmesi ve bu amaçla kamulaştırma, az topraklı veya topraksız çiftçinin topraklandırılması, sahibine bırakılacak arazinin belirlenmesi, köy gelişme ve yeni köy yerleşme alanlarına yer ayrılması gibi arazi düzenlemesine dair diğer hususları kapsayacağı; "Talimat Hazırlanması" başlıklı 71. maddesinde, Genel Müdürlüğün bu Yönetmeliğin uygulamasını sağlamak, kolaylaştırmak, tamamlamak ya da açıklamak maksadıyla talimat çıkarmaya yetkili olduğu düzenlenmiştir.

Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Haziran 2010'da çıkarılan "Arazi Toplulaştırması Teknik Talimatı"nın "Yeni Parsel Planlarının Hazırlanması" başlıklı 19. maddesinde yer alan "Yeni Parselasyon Planlanmasında Dikkat Edilecek Hususlar" başlıklı bölümde, maliklere mümkün olduğu ölçüde eski arazisine eşdeğer ve tek parselde arazi verilmeye çalışılması, maliklerin istekleri dikkate alınarak arazisinin yoğun olduğu bölgede veya en büyük parselinin etrafında toplanarak arazi verilmeye çalışılması, umumi yola (asfalt, şose) bitişik olan parsellerin yine imkanlar ölçüsünde aynı yerde verilmesi, toplulaştırma alanındaki işletme yapı ve tesisleri ile bağ, bahçe vb. sabit tesislerin imkan ölçüsünde maliklerine verilmesi, birden fazla sabit tesisi bulunan maliklerin bu arazi parçalarından mümkün olduğu kadar birinin etrafında tercih vermek zorunda olması, her parselin yol ve sudan faydalanacak şekilde planlanması, küçük işletmelere ait parsellerin, yol ve sudan faydalanabilmesi için, gerektiğinde hisselendirilmesi, parsel şeklinin zorunlu durumlar dışında dikdörtgen olmasına ve en/boy oranının 1/3 1/7 arasında bulunmasına dikkat edilmesi, toplulaştırma yapılan köyler arasında sınır düzeltmesinin 3083 sayılı Kanunun 14. maddesine göre ve değer eşitliği sağlanarak yapılması, değişiklik yapıldığında köy sınırlarının yol, kanal gibi sabit sınırlara dayandırılmasına çalışılması, ancak zorunlu hallerde parsel sınırının köy sınırı olarak değerlendirilmesi, işletmeyi oluşturan maliklere ait arazinin bir arada değerlendirilebilmesi, maliklerin istekleri halinde tek parselde payları oranında adlarına hisseli olarak tescil edilmesi, parsel yerleştirilmesinde hısım ve hasım ilişkilerine dikkat edilmesi, arazi maliklerinden birden fazla ve komşu köylerde arazisi bulunanların arazilerinin ikamet ettikleri köyün sınırına yakın olacak şekilde planlanmaya çalışılması, blokların düzgün şekilli olmayan kısımlarına büyük parsellerin yerleştirilmeye çalışılması, düşük dereceli arazinin mümkün olduğu ölçüde eski sahiplerine bırakılması veya kendi aralarında toplulaştırılması, verasete iştiraklerden aynı maliklere ait olan arazinin bir işletme olarak değerlendirilmesi, davalı arazinin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilmesi, hisse uyuşmazlıkları giderilemeyen parsellerin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilerek eski maliklerine aynı hisselerle tescil ettirilmesi, bu araziden malik ve hisse oranları aynı olanların bir arada toplulaştırılabilmesi, Talimatın 9. maddesi kapsamında yer alan tesislerin bulunduğu parsellerin, planlamada öncelikle bulunduğu yerde bırakılmaya çalışılması hususlarına dikkat edilmesi gerektiği kurallarına yer verilmiştir.

Yukarıda yer verdiğimiz Kanun, Yönetmelik ve teknik talimat uyarınca;

-Mülkiyet hakkının korunması açısından arazi sahiplerine toplulaştırma neticesinde verilecek yeni arazilerinin eski arazilerine eşdeğer olması gerektiği,  eşdeğerlik ilkesinin, arazi toplulaştırmasının en önemli ilkesi olduğunu söylemek mümkündür.Eşdeğerlik, arazi derecelendirmesi ile sağlanmakta olup, derecelendirme, arazi maliklerinin eski arazilerinin değeri ile yeni verilecek arazilerinin değerini gösteren ve birbirine eşitliğini sağlayan değer biçme uygulamasıdır.Eşdeğerlik ilkesine uyulmaması ve arazi sahibine eski arazisine göre daha kötü ve verimsiz bir arazi verilmesi, arazi toplulaştırmasına karşı açılan iptal davalarında en çok karşılaşılan iptal gerekçesini oluşturmaktadır. Danıştay, toplulaştırmada eşdeğer arazi tahsisini hukuki bir zorunluluk olarak kabul etmektedir.

- Arazi toplulaştırmasının amacı, parçalanmış arazilerin birleştirilmesi suretiyle ekonomik ve rasyonel kullanıma uygun, sulama ve ulaşım imkanlarından yararlanan tarımsal üretime elverişli parseller oluşturulmasıdır. 

-Arazi toplulaştırması ile arazi sahibine ait birden fazla parselin bir araya getirilmesi ve mümkün olduğunca tek parselde birleştirilmesi esastır. Tek parselde birleştirmenin mümkün olmadığı hallerde de arazilerin parçalılık durumunun mümkün olduğunca azaltılması gerekmektedir; toplulaştırmanın amacına aykırı şekilde parçalanmış araziler oluşturulmamalıdır. 

-Toplulaştırma yapılırken arazi sahiplerinin tercihlerine öncelik tanınmalı ve imkanlar ölçüsünde istekleri yerine getirilmelidir.  

Arazi toplulaştırmasında maliklerin eski parselleri ile toplulaştırma sonucunda verilen yeni parselleri arasında değer farkı olmaması ve eşdeğer tahsisin sağlanması, temel kuraldır.

Danıştay 8. Dairesinin 20.11.2014 tarih ve E: 2014/355, K: 2014/8940 sayılı kararı ile onanan yerel mahkeme kararında toplulaştırma işlemi sonucunda davacıya tahsis edilen yerlerin reel olarak toplulaştırma öncesi ile aynı değerde olmadığı, her iki taşınmaz arasında sınıf farklılığının olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.Ancak Danıştay, toplulaştırma neticesinde maliklere eski arazilerine eşdeğer arazi verilmesini yeterli görmemekte; aksi yöndeki teknik gerekçeleri ortaya konulmadığı sürece eski arazilerinin bulunduğu alanda tahsis yapılmasını zorunluluk olarak kabul etmektedir.

Kayseri 1. İdare Mah., 2019/25 E., 2019/413 K. Sayılı kararında "Bu durumda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu işlem ile davacıların hissedar olduğu taşınmaz üzerindeki 42 adet meyve ağacı ile 105 adet yası 20’den büyük kavak ağacı niteliğindeki sabit tesislerin korunmayıp anılan tesislerden davacıların artık yararlanamaz hale gelmesinin yukarıda belirtilen mevzuata aykırı olduğu, diğer yandan, davacıların 199 numaralı kadastro parselinde hissedar oldukları Mustafa ………………’ın hissesi başka bir Mustafa ……………… ile uygulamada karıştırıldığı ve anılan kişiye yapılan tahsisin farklı bir mevkiden gerçekleştirilmesi sonucu uygulamayla hisse bölünmesine sebep olunduğu anlaşılmış olup, bu durumun ise hisseli arazilerin bu halleriyle yeni parsellere taşınarak toplulaştırılacağına ilişkin düzenleme karsısında hisseli arazilerin hisseli durumları korunmadan gerçekleştirilmesinin yukarıda belirtilen mevzuata aykırı olması nedeniyle dava konusu toplulaştırma işleminin bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline…" gerekçesiyle meyve ağaçları nedeniyle toplulaştırma işleminin iptaline karar verilmiştir.

Danıştay 17. D., 2015/8495 E., 2016/4664 K. Sayılı kararında "…Uyuşmazlık konusu toplulaştırma işlemi sonucunda davacıya tahsis edilen yerlerin reel olarak toplulaştırma öncesi ile aynı değerde olmasına rağmen; davacının taşınmazı üzerindeki işletmenin bütünleyici unsuru olan trafo tesisinin korunması gerekirken korunmaması, umumi yola bitişik olan parselin yine imkanlar ölçüsünde aynı yerde verilmesi gerekirken verilmemesi, davacı tarafından kurulan tarımsal nitelikli tesisin anayol cephesi kapatılarak ulaşım imkanlarının kısıtlanması nedeniyle tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline…’ denilmekte olup, bu karar da eşdeğerlik ilkesine atıf yapmaktadır. 

Benzer şekilde Danıştay 17. Dairesi de eşdeğerlik ilkesini sık sık gerekçelerinde kullanmaktadır. Dairenin  E: 2015/7873, K: 2016/3763  Sayılı kararında; "Uyuşmazlıkta, davacının maliki olduğu kadastral taşınmazların bulunduğu alanda parsel oluşturulmasına rağmen, davacıya eski parsellerinin olduğu yerin doğusunda oluşturulan parselden tahsis yapıldığı, 3795, 2885 ve 2282 parsel sayılı taşınmazlarının bulunduğu alanda oluşturulan 117 ada, 7 parselin ise 2898 parsel sayılı taşınmazın maliklerine tahsis edildiği, bu durumun teknik gerekçelerinin ortaya konulamadığı, bilirkişilerce de tahsis edilen taşınmazın aynı verimlilikte olduğu belirtilerek yapılan tahsisin eşdeğer olduğu ifade edilmesine rağmen bulunduğu yerden tahsis yapılmama gerekçelerinin açıklanamadığı, aynı verimlilikte ve eşdeğer nitelikte tahsis yapılmasının hukuken zorunluluk teşkil ettiği, bu zorunluluğun gerekçe kabul edilerek taşınmazların farklı kişilere tahsis edilemeyeceği, farklı alandan yapılan tahsislerin teknik gerekçelerinin bulunması gerekli görüldüğünden, anılan hususlar dikkate alınmadan tesis edilen dava konusu arazi toplulaştırmasının davacıya ait taşınmazlar yönünden iptali gerekirken, davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamıştır" gerekçesiyle ret kararının bozulmasına karar verilmiştir. 

Danıştay 17. Dairesi başka bir kararında (E: 2015/7950, K: 2016/4170):"Arazi toplulaştırmasında maliklerin farklı parsellerdeki hisselerinin birleştirilmesi yönündeki tercihlerinin dikkate alınmaması, toplulaştırmanın amacına uygun olarak toprağın verimli şekilde işletilmesini sağlayacak büyüklükte parseller oluşturulmaması ve hisseli parseller için ayrı değerlendirme yapılmamış olması da toplulaştırma usul ve esaslarına aykırı kabul edilmektedir" denilmektedir. " gerekesiyle  hisseli dağıtıma vurgu yapılmıştır.

Arazi toplulaştırması işlemleri, İmar Kanununun 18. Maddesi uyarınca yapılan parselasyon işlemlerine teknik olarak benzemekte olup, hem toplulaştırma işleminin  hem de parselasyon uygulamasının amacı kamu yararıdır, mülkiyet hakkını korumaktır. Oluşturulan yeni parsellerin eşit ve adil dağıtılmaması halinde idari dava ile toplulaştırmanın iptal edilerek eski parsellere dönülmesi mümkün olduğundan  ve tebliğ edilmediği sürece bu işlemlere karşı her zaman dava açılabileceğinden idari yargı yoluna başvurularak sonuç alınması gerekmektedir.


Paylaş:
Son Blog Yazıları
1 Haziran 2024 Cumartesi
Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonları tarafından yapılan zabıt katipliği sözlü sınavları öncesinde, sınav komisyonlarınca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon...
30 Mayıs 2024 Perşembe
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Aday Sürücülük" başlıklı 17. maddesinde; 12.7.2013-6495/22 md.) İlk defa sürücü belgesi alanlar en az bir yıl süre ile aday sürücü olarak kabul edilirler. Aday sürücülüğün süresi, aday sürücülerin sürücü belgelerinin iptal edilme ve yeniden sürücü belgesi a...
30 Mayıs 2024 Perşembe
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde, ticari faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu hükme bağlanmış, 10. maddesinin (a) bendinde; mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması vergiyi doğuran olay kaps...