2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasında idari dava türleri sayılmış olup, buna göre;
a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları
c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar." idari dava türleri olarak sayılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Koruma önlemleri" başlıklı 346. maddesi şöyledir:
"Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır."
Kanun'un "Çocukların yerleştirilmesi" başlıklı 347. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş hâlde kalırsa hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesi şöyledir:
Bu Kanunun amacı, korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların korunmasına, haklarının ve esenliklerinin güvence altına alınmasına ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir."
9. Aynı Kanun'un "Koruyucu ve destekleyici tedbirler" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi şöyledir:
"Koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocuğun öncelikle kendi aile ortamında korunmasını sağlamaya yönelik danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma konularında alınacak tedbirlerdir. Bunlardan; ...
c) Bakım tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi hâlinde, çocuğun resmî veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerin yararlandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesine, Yönelik tedbirdir."
2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun "Korunma kararı" başlıklı 22. maddesi şöyledir:
"Korunmaya ihtiyacı olan çocukların reşit oluncaya kadar bu Kanun hükümlerine göre Kurumca kurulan sosyal hizmet kuruluşlarında bakılıp yetiştirilmeleri ve bir meslek sahibi edilmeleri hususundaki gerekli tedbir kararı 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa göre yetkili ve görevli mahkemece alınır. Bu karar için gerekli belgeler Kurumca düzenlenir ve ilgili mahkemeye gönderilir. Haklarında derhal korunma tedbiri alınmasında zorunluluk görülen çocuklar mahkeme kararı alınıncaya kadar, bu Kanuna göre kurulmuş kuruluşlarda veya aile yanında mahalli mülki amirin onayı alınmak suretiyle bakım altına alınır. (Ek fıkra: 6/2/2014-6518/17 md.) Sosyal hizmet kuruluşlarının kendisine teslim edilen çocuk hakkında yapacağı inceleme sonucunda hazırlayacağı raporda, 5395 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca çocuğun derhâl korunma altına alınmasını gerektiren bir durum olmadığı ve ailesine teslim edilmesinde herhangi bir sakınca bulunmadığı kanaatine varması hâlinde mülki idare amirinin onayı ile çocuk ailesine teslim edilebilir."
Bu Kanun'un "Koruyucu aile" başlıklı 23. maddesi şöyledir:
"Mahkemece korunma kararı alınan korunmaya ihtiyacı olan çocuğun bakımı ve yetiştirilmesi bu Kanuna göre kurulmuş kuruluşlarda olduğu kadar Kurumun denetim ve gözetiminde bir "Koruyucu Aile" tarafından da yerine getirilebilir. (Değişik ikinci cümle: 6/2/2014-6518/18 md.) Koruyucu aileye, korunmaya ihtiyacı olan çocuğun bakımı ve yetiştirilmesine karşılık olarak ikinci fıkra kapsamında ödeme yapılabileceği gibi koruyucu aile bu işi gönüllü olarak da üstlenebilir. (Değişik ikinci fıkra: 6/2/2014-6518/18 md.) Koruyucu aile hizmeti kapsamında aile yanına yerleştirilen çocukların bakım, eğitim, kurs, okul, yemek ve taşıma servisi, harçlık ve benzeri ihtiyaçları esas alınarak koruyucu ailelere, bu giderlerin tamamına karşılık toplu bir ödeme yapılmasına veya her bir gider türü için ayrı ayrı yapılacak ödemelerin kapsamına, ödeme tutarlarına, yapılacak ödemelerin usul ve esası ile koruyucu ailelerin seçimine, çocukla ilgili sorumluluklarına ve hizmetin işleyişine ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir ve bu kapsamda verilecek ödemelerden hiçbir kesinti yapılmaz." kuralına yer verilmektedir.
Aktarılan çocuk mevzuatı uyarınca hakkında mahkemece bakım tedbiri uygulanan çocukların bakımı ve yetiştirilmesi bu Kanuna göre kurulmuş kuruluşlarda olduğu kadar Kurumun denetim ve gözetiminde bir "Koruyucu Aile" tarafından da yerine getirilebilecektir Koruyucu aile olmak isteyen gönüllülere Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesinde kurulan bir Komisyonca çocuk teslimi yapılabileceği gibi Yönetmeliğin 22 maddesinde aranan şartların gerçekleşmesi halinde koruyucu aile statüsü de iptal edilebilecektir. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlükleri tarafından tesis edilen bu işlemlere karşı açılacak davaların hangi yargı merciinde görüleceği tartışılmış olup, Uyuşmazlık mahkemesince idari yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlık Mahkemesince ; (E:2023/412)
"Yukarıda belirtilen yasal mevzuat uyarınca aile mahkemelerinin, korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların korunması ve haklarının güvence altına alınması için koruyucu ve destekleyici tedbirlere karar verebilecekleri hususunun tartışmasız olduğu, somut olayda mahkemece sadece, çocuklar hakkında akraba ve yakın çevre koruyucu aile hizmet modeli kapsamında bakım tedbiri uygulanmasına karar verildiği, eş söyleyişle davacılara verilmiş bir koruyucu aile statüsünün bulunmadığı; bakım tedbiri kapsamında davacılara koruyucu aile statüsünü verenin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Bartın Müdürlüğü ve bunun iptalini yapan kurumun da aynı İl Müdürlüğü olduğu, yapılan işlemin idari nitelikte olduğu idari işleme karşı açılan davanın da, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-a maddesindeki idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında olduğu anlaşıldığından, davacılar tarafından açılan bu davanın da, idari yargı yerinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır" cümleleriyle işlemi tesis eden kurumdan hareketle idari işlem olduğu sonucuna varılarak bu davaların idari yargı merciilerinde görüleceği sonucuna varılmıştır.
İdari Dava Daireleri Kurulu ise aksi kanaattedir, Kurulun E:2015/981 sayılı kararında;
"Koruyucu aile sözleşmeleri, her ne kadar idari nitelikteki sözleşmeler ise de, hüküm ve sonuçlarını özel hukuk alanında doğurmaları nedeniyle, salt idari nitelikte olmaları, bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıkların idare mahkemelerince çözümlenmesi sonucunu doğurmayacaktır. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin incelenmesinden, koruyucu aileye ilişkin hizmetlerin, koruyucu ve destekleyici tedbirler arasında sayılan "bakım tedbiri" kapsamında olması, hüküm ve sonuçlarını özel hukuk alanında doğurması ve 4787 sayılı Yasa uyarınca küçükler hakkında tedbir kararlarının aile mahkemesi tarafından alınacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, koruyucu aile hizmetlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların, süreç bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle, aile mahkemeleri tarafından karara bağlanması gerekmektedir." cümleleriyle işlemin doğurduğu sonuçlar dikkat alınarak bu uyuşmazlıklara aile mahkemelerinin bakması gerektiği vurgulanmaktadır.
Koruyucu aile statüsüne ilişkin işlemler mevzuat gereği Aile ve Sosyal Politikalar İl müdürlüğü memurlarınca tesis ediliyor olsalar bile, sonuçları itibariyle çocuğun özel hayatına ilişkin olduğundan ve işlemde kamu yararından daha ziyada çocuğun üstüne yararı gözetileceğinden bu tür uyuşmazlıklara ihtisas sahibi olan aile mahkemelerinin bakması daha yerinde olacağından Uyuşmazlık Mahkemesince alınan karara katılmıyoruz, nitekim idari yargı temyiz mahkemesi olan Danıştay tarafından da bu uyuşmazlıkların aile mahkemelerinde görülmesi gerektiği vurgulanmış olup, idari işlem niteliğinden ziyade çocuğun üstüne yararına hizmet eden bu tür kararların özel hukuk mahkemelerinde görülmesi gerekmektedir.
Av. Sadi KAYABAŞI