KAYABAŞI

SGK Para Cezalarına İtiraz Yolu ve Kabahatler Kanununun Göreve İlişkin Hükümlerinin Değişmesi Gerekliliği Hk

SGK Para Cezalarına İtiraz Yolu ve Kabahatler Kanununun Göreve İlişkin Hükümlerinin Değişmesi Gerekliliği Hk
SGK Para Cezalarına İtiraz Yolu ve Kabahatler Kanununun Göreve İlişkin Hükümlerinin Değişmesi Gerekliliği Hk

Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanun kamu görevlilerinin ve diğer çalışanların sigorta hukukunu derinden değiştirdiği gibi yargı yoluna ilişkin kurallar ile de bazı değişikliklere neden olmuştur.Özellikle iş kazaasından kaynaklanan idari para cezalarının hangi yargı kolunda görüleceği yargı organları arasında tartışmalara neden olmuştur.

20/06/2012 tarih ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 14.maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, işverenin iş kazaların kazadan sonraki üç iş gününde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmekle yükümlü olduğu; aynı Kanun'un 26. maddesinin 2. fıkrasında, bu Kanun'da belirtilen idari para cezaları ile 14. maddede belirtilen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere uygulanacak idari para cezalarının doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumunca verileceği, Kurumca verilen idari para cezalarının tebliğ, itiraz ve tahsilinde 5510 sayılı Kanun'un 102. madde hükmünün uygulanacağı ve verilen diğer idari para cezalarının tebliğinden itibaren otuz gün içinde ödeneceği kuralı yer almıştır.

  16/06/2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Kurumca verilecek idarî para cezaları başlıklı 102. maddesinde, idari para cezalarının ilgiliye tebliği ile tahakkuk edeceği, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılacağı veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebileceği itirazın takibi durduracağı,; Kurumca itirazı reddedilenlerin, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabileceği, bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde, idari para cezasının kesinleşeceği, idari para cezalarının Kuruma itiraz edilmeden veya yargı yoluna başvurulmadan önce tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde peşin ödenmesi halinde bunun dörtte üçünün tahsil edileceği, peşin ödemenin idari para cezasına karşı yargı yoluna başvurma hakkını etkilemeyeceği, idari para cezaları hakkında bu Kanun ve 16/5/2006 tarihli ve 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nda hüküm bulunmayan hallerde 30/3/2005 tarih ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir

 31/03/2005 tarih ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Genel kanun niteliği" başlıklı 3. maddesinde, bu Kanun'un; idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı, diğer genel hükümlerinin, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün filler hakkında uygulanacağı; "Yaptırım türleri" başlıklı 16. maddesinde, kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımların, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibaret olduğu, idari tedbirlerin mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan tedbirler olduğu; "Başvuru yolu" başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise, idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği kuralı öngörülmüştür

Danıştay Dördüncü Dairesinin E:2026/390 sayılı  kararında vurgulandığı üzere 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinde, idari para cezalarına ve bu cezalara yapılan itirazın reddi işlemlerine karşı idari yargı yerine itiraz edileceği düzenlenmekte olup, diğer idari para cezaları gibi iş kazasından kaynaklanan idari para cezalarına karşı idari yargı merciilerinde dava açılacaktır.  Nitekim, benzer bir uyuşmazlıkta davanın görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu yönünde Uyuşmazlık Mahkemesinin 03/03/2025 tarh ve E:2025/60 K 2028/184 sayılı kararı bulunmaktadır. 

Uyuşmazlık Mahkemesi, idari yargının görev alanını belirlerken “kamu hukuku”, idari işlem”, idari eylem”, idari sözleşme gibi kriterler kullanmaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesi, idari yargının görev alanını belirlerken kimi durumlarda bir kriterle yetinmekte, kimi durumlarda da birden fazla kriteri bir arda kullanmaktadır.(İdari Yargının Görev Alanında Kabahatler Kanunu İle Meydana Gelen Değişiklikler, Sadi Kayabaşı, yayımlanmamış yüksek lisans tezi) 

Yüksek Lisans tezimizde de vurguladığımız gibi “İdari İşlemlerin Kabahatler Kanunu ile  sulh ceza hakimliklerinin görev alalına alınması, idari yaptırımların idari işlem niteliğinin değiştirmediği gibi sulh ceza mahkemesince yapılacak olan yargılamanın da bu konuda yılların verdiği tecrübe ile uzmanlaşmış olan idari yargı merciileri tarafından yapılan yargılamadan daha kapsamlı ve daha isabetli olacağını söylemek mümkün değildir. İdari yaptırımları, idari işlem niteliğini göz ardı ederek ceza hukuku boyutu ile incelemenin doğru olmadığını savunduğumuz gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararının aksine, idari yaptırımların ceza hukukunun genel ilkeleri dikkate alınmak suretiyle değil, işlemlerin denetiminde kullanılan yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönleri ile hukuki denetiminin yapılması gerektiğini düşünmekteyiz." 

Nitekim, Kabahatler Kanununun yayımının üzerinden yirmi bir (21) yıl geçmesine rağmen sulh ceza hakimliklerinin bir idari işlem olan idari para cezaları konusunda çok sığ, yetersiz, künhüne vakıf olmadan inceleme yaptığı ve yapılan itirazların hemen tamamının reddedildiği görülmektedir. Oysa ki Anayasa Mahkemesinin 2020/22893 sayılı bireysel başvuru ihlal kararı başta olmak üzere hemen her türlü idari para cezaları hakkında verdiği kararlara bakılırsa  sulh ceza hakimliklerinin idari para cezalarını denetleme konusunda yetersiz olmaları yanında, idarenin tutanağına önem verme dışında hiçbir delili dikkate almadıkları ve savunma hakkına saygı göstermedikleri görülmektedir. Bununla birlikte, idari para cezaları hakkında Danıştay ilgili dairelerinin binlerce emsal kararı bulunmasına rağmen, hiçbir sulh ceza hakiminin bu kararları kararlarında gerekçe yapmayı bırakın, olayı anlama konusunda göz atıp okuma zahmetine bile katlanmadıkları ortadadır. Bu haliyle Kabahatler Kanununun idari para cezalarına karşı itiraz yolunu sulh ceza mahkemesi olarak düzenleyen kuralın bir an önce değiştirilmesi şarttır. 

SGK para cezaları yönüyle de idari para cezalarının idari yargı merciilerinde görülmesi idari işlem niteliğine uygun olmakla birlikte, 5510 sayılı Kanunun diğer tüm uyuşmazlıkları iş mahkemelerine tevdi ederken, yalnızca idari para cezaları yönüyle idari yargı merciilerini görevli görmesi eleştirilebilir niteliktedir. Nitekim, meydana gelen iş kazası nedeniyle açılabilecek diğer davalar iş mahkemesinde görülecekken aynı konuda verilen para cezasının idari yargıda görülmesi usul ekonomisine aykırı olacaktır. İdari para cezalarının idari yargıda görülmesi gerektiğini ısrarla savunurken, 5510 sayılı Kanunda yapılan düzenlemenin amacına aykırı olduğu, tek dava ile iş mahkemesinde görülebilecek bir olay nedeniyle birkaç yargı kolunda birkaç davaya sebep olunmasının usul ekonomisine aykırı olduğu kadar yargılamaları da uzatacağını  düşünmekteyiz.  


Av. Sadi KAYABAŞI

 

 

                                                                                                                 

 

Paylaş:
Son Blog Yazıları
8 Nisan 2026 Çarşamba
Engelli istisnasından yararlanarak satın alınan aracın tescilinden önce murisin vefatı halinde mirasçılarına istisnanın uygulanamayacağından bahisle cezalı tarhiyat yapılıp yapılamayacağı farklı Bölge İdare Mahkemeleri kararlarına konu olmuş, kararlar arasındaki aykırılık bugün yayımlanan (08/04/202...
8 Nisan 2026 Çarşamba
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 12. maddesinde; herkesin, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu, 17. maddesinde; herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı halle...
31 Mart 2026 Salı
Son dönemde Türk vatandaşları ile evlenerek vatandaş olmak isteyen yabancı uyruklu kişilerin vatandaşlık başvuruları güvenlik birimleri tarafından "milli güvenlik ile kamu düzeni bakımından engel teşkil ettiği" gerekçesiyle reddedilmekte olup, başkaca bir sebep gösterilmeden vatandaşlığın reddedilme...