KAYABAŞI

BASİT USUL VERGİLENDİRMEDEN GERÇEK USULE GEÇİŞ

BASİT USUL VERGİLENDİRMEDEN GERÇEK USULE GEÇİŞ
BASİT USUL VERGİLENDİRMEDEN  GERÇEK USULE GEÇİŞ

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Mevzu” başlıklı 1. maddesinde ise, gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tâbi; gelirin de bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olduğu, aynı Kanunun 37. maddesinde ise, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazancın ticari kazanç olduğu hükme bağlanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, her türlü ticari ve sınaî faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtildikten sonra, ticari kazancın, Vergi Usul Kanunu hükümlerine ve Gelir Vergisi Kanununda yazılı gerçek (Bilânço veya işletme hesabı esası) veya basit usullere göre tespit edileceği hükme bağlanmıştır.

29/7/1998 gün ve 23417 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4369 sayılı kanununun 31 maddesi ile Gelir Vergisi Sistemimizdeki "Götürü Usulde Vergilendirme” rejimi kaldırılmış, onun yerine "Basit Usulde Vergilendirme” rejimi ihdas olunmuştur. Buna göre daha önce götürü usulde vergilendirilen mükelleflerden Gelir Vergisi Kanunu’nun 47 ve 48'inci maddelerinde yazılı genel ve özel şartları 31/12/1998 tarihi itibariyle taşıyanların ticari kazançları 1/1/1999 tarihinden itibaren Basit Usul’de tespit olunacaktır.

Basit usulde vergilendirme, defter tutma mecburiyetinin olmaması, kayıtların tutulması, cari dönem belgelerin muhafazası ve beyannamelerin düzenlenmesi gibi konularda mükellefler tarafından tercih edilen bir sistemdir. KDV mükellefiyetinin söz konusu olmaması, gelir vergisi tevfikatı yapma zorunluluğunun bulunmaması ve geçici vergi ödenmemesi de bu sistemi mükellefler açısından avantajlı kılmaktadır. 

Mükelleflerin Basit Usulde Vergilendirme 'den yararlanabilmesi için Gelir Vergisi Kanununun 47 Maddesinde yer alan genel ve 48 caddede yer alan özel şartları topluca taşımaları gerekmektedir.

Gelir Vergisine tabi olan ticaret ve sanat erbapları kazancın tespiti bakımından “Basit Usulde Gelir Vergisine Tabi Olanlar” ve “Gerçek Usulde Gelir Vergisine Tabi Olanlar” olarak ikiye ayrılırlar.Basit usul, diğer mükellefiyet türlerinde farklı olarak birtakım kolaylıklara sahip olduğu için, adından da anlaşılacağı üzere en basit mükellefiyet şeklidir.

İkisinin arasındaki farkı inceleyecek olursak Gerçek Usule Tabi olan mükellefler KDV, gelir vergisi, stopaj vergisi öderken Basit Usule Tabi olan mükellefler yalnızca basit usulde ticari kazançlarının vergisini öder. İki usulde de ödenmesi gereken sabit bir rakam bulunmamakla birlikte bu noktada ödenecek vergi tutarı elde edilen kazanca göre belirlenir.Bu durumda basit usul, vergisel anlamda istenilen şartlara haiz olan mükellefler için ticari kazancın tespit edilme yollarından bir tanesi olup çeşitli vergisel avantajları olan bir vergilendirme şeklidir.

193 sayılı  Kanunun 46 ncı maddesinde; "47 ve 48 inci maddelerde yazılı şartları topluca haiz olanların ticari kazançları basit usulde tespit olunur." kuralına yer verilmiş, maddenin devamında ise basit usule tabi olmanın şartlarından herhangi birini takvim yılı içinde kaybedenlerin, ertesi takvim yılı başından itibaren gerçek usulde vergilendirilecekleri düzenlenmiştir. 

 Aynı Kanunun 48 inci maddesinde de; 

"Basit usule tabi olmanın özel şartları şunlardır: 

1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanların yıllık alımları tutarının  34.000.000.000 lirayı  (2021 yılı için 150.000 TL)  veya yıllık satışları tutarının 47.000.000.000 lirayı (2021 yılı için 240.000) aşmaması, 

2. 1 numaralı bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşanların bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatının 17.000.000.000 lirayı (2021 yılı için 76.000 TL.)  aşmaması, 

3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde, yıllık satış tutarı ile iş hasılatı toplamının 34.000.000.000 lirayı ( 2021 yılı için 150.000 TL.)  aşmaması. 

..." hükmüne yer verilmiştir.

193 sayılı Kanuna göre alım satım işi ile uğraşanlar için; satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sona satanların yıllık alım tutarlarının 2021 yılı için 150.000 TL'yi veya yıllık satış tutarının 240.000 TL'yi aşmama halinde, Hizmet işleri ile uğraşanlar için bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatının 2021 yılı için 76.000 TL'yi aşmaması halinde, hem alım satım hem de hizmet faaliyetlerinin bir arada yapılması halinde yıllık satış tutarı ile iş hasılatı toplamının 2021 yılı için 150.000 TL'yi aşmaması halinde basit usulde vergilendirilmeleri gerekmektedir. 

Gelir Vergisi Kanununa göre basit usule tabi olmanın şartlarından herhangi birini takvim yılı içinde kaybedenlerin, ertesi takvim yılı başından itibaren gerçek usulde vergilendirilecekleri düzenlenmiştir.Vergi dairesi tarafından yapılan yoklamalar sonucu basit usulde vergilendirilen mükellefler re'sen gerçek usulde vergilendirilmekte, yoklama sonucu özel usulsüzlük cezaları ile birlikte geçmişe yönelik tevkifat yapılabilmektedir. Bu gibi durumlarda genellikle takdir komisyonu kararı ile yapılan tarhiyat akarşı vergi mahkemelerinde dava açılması olanaklı olduğu gibi basit usulden gerçek usule dönüştürme işlemine karşı da dava açılması mümkündür.

Basit usulde mükellef olma talebiyle gözleme ve tost satışı için yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davada Danıştay:

"İş yerinde yapılan yoklamada gözleme, sıkma, ev ekmeği imalı ve satımı yapıldığının ve 50 lira tutarında gözleme malzemesi bulunduğunun tespit edildiği, davacının lokanta ve benzeri işletme sahibi olduğundan bahisle de gerçek usulde mükellef kaydının açıldığı anlaşılmaktadır. Olayda, davacının işletmesinin 'lokanta ve benzeri işletmeler' vasfında değerlendirilemeyeceğinin açık olması ve idarenin açıklayıcı düzenleyici işlemlerinde de söz konusu faaliyeti belirtmemiş olması karşısında, davacı hakkında tesis edilen gerçek usulde mükellefiyet işleminde hukuka uyarlık görülmemiştir." şeklindeki gerekçe ile gerçek usulde mükellefiyet tesisini hukuka aykırı görmüştür.

Vergi dairesi tarafından yapılan yoklamalar genelde eksik incelemeye dayalı olduğu gibi takdir komisyonu tarafından yapılan tarhiyatlar da hukuki tespit içermediğinden vergi yargısı tarafından kaldırılmaktadır.213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, “İspat; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadarki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz. İktisadi ticari ve teknik icaplara uymayan ve olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir” hükmüne yer verilmiştir.

Yapılan incelemeler genellikle kanaate dayalı olduğundan Danıştay kararlarında da vurgulandığı üzere;

“Türk vergi sistemi esas olarak, maddi olay ve delillerle elde edildiği saptanan kazanç ve iratların beyan ve vergilendirilmesini öngören bir sistemdir. Bu nedenle gerek ikmalen gerekse re’sen tarhlarda öncelikle vergi mevzuatına giren veya vergilendirme dışında bırakılan kazanç ve iratların maddi olaylar ve delillere dayalı olarak ortaya konulmasını amaçlayan usul ve esaslar vergi kanunlarında açıkça düzenlenmiştir. Kanaate ve varsayıma dayalı olarak vergilendirme yapmak sistemin özüne aykırıdır.” gerekçesiyle vergi mahkemelerince basit usulden gerçek usule geçiş işlemleri iptal edilmektedir. 


Av. Sadi KAYABAŞI 





Paylaş:
Son Blog Yazıları
1 Haziran 2024 Cumartesi
Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonları tarafından yapılan zabıt katipliği sözlü sınavları öncesinde, sınav komisyonlarınca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon...
30 Mayıs 2024 Perşembe
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Aday Sürücülük" başlıklı 17. maddesinde; 12.7.2013-6495/22 md.) İlk defa sürücü belgesi alanlar en az bir yıl süre ile aday sürücü olarak kabul edilirler. Aday sürücülüğün süresi, aday sürücülerin sürücü belgelerinin iptal edilme ve yeniden sürücü belgesi a...
30 Mayıs 2024 Perşembe
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde, ticari faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu hükme bağlanmış, 10. maddesinin (a) bendinde; mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması vergiyi doğuran olay kaps...