KAYABAŞI

Özel Esaslar Uygulamasına İlişkin Danıştay VDDK Kararı Hk

Özel Esaslar Uygulamasına İlişkin Danıştay VDDK Kararı Hk
Özel Esaslar Uygulamasına İlişkin Danıştay VDDK Kararı Hk

19/06/2026 günlü Resmî Gazete’de yayımlanan Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu kararı, “özel esaslar” uygulamasına ilişkin önemli bir hukuki değerlendirme ortaya koymuştur.  

Karara göre, bir mükellefin KDV mevzuatı kapsamında “özel esaslara” alınmasına karşı açılan davalarda mahkemeler, işlemi yalnızca idari bir kodlama veya sınıflandırma olarak değerlendiremeyecektir. 

Vergi idaresinin bu işleme dayanak yaptığı sahte belge kullanımı, sahte belge düzenlenmesi, defter ve belge ibraz etmeme gibi somut tespitlerin gerçekten mevcut olup olmadığı da yargısal denetime tabi tutulacaktır.

Bu karar, vergi idaresinin özel esaslara alma işlemlerinin somut delillerle desteklenmesini zorunlu kılarken, mükelleflerin de daha etkin bir yargısal korumadan yararlanmasını sağlayacak önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır. Böylece mahkemeler, sadece işlemin şeklini değil, dayandığı maddi vakıaların doğruluğunu da inceleyerek karar verecektir.Vergi idaresi, somut bir inceleme raporu olmaksızın, sadece belirli şüpheler veya alt firmaların durumları gerekçesiyle mükellefleri "Özel Esaslar / İade Talepleri Vergi İncelemesine Göre Sonuçlandırılacak Mükellefler" listesine alıyordu. Bu haksızlığa karşı vergi mahkemelerine gidildiğinde ise bazı mahkemeler idarenin tezlerine sığınarak, “Bu işlem henüz sonuçlanmamış bir hazırlık işlemidir, kesin ve yürütülebilir bir idari işlem olmadığından dava konusu edilemez” diyerek davaları usulden reddediyordu.

Konya Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulu’nun başvurusu üzerine dosyayı inceleyen VDDK, ezberleri bozan tarihi bir karara imza atarak mükellefin "incelemeye tabi olanlar" listesine alınmasını, hukuk aleminde doğrudan ve olumsuz sonuç doğuran, mükellefin nakit akışını ve iade hakkını kısıtlayan kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olarak nitelemiştir.

Vergi mahkemeleri artık "dava ehliyeti yok" veya "kesin işlem değil" diyerek bu dosyaları ilk inceleme aşamasında reddedemeyeceği gibi  İdarenin bu kısıtlayıcı işlemi tesis ederken dayandığı gerekçelerin maddi olayda gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini esastan incelemekle yükümlüdürler. 

Kararda;

"Anılan düzenlemeler karşısında, Tebliğin yukarıda değinilen bölümüne dahil olduğu tespit edilen mükellefler hakkında, bu durumun vergi dairesine intikal etmesini müteakip tesis edilen özel esaslar/3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 36. Maddesi uyarınca iade talepleri vergi incelemesine göre sonuçlandırılacak mükellefler" kapsamına alınmaya yönelik işlemlerin, yasal bir dayanağının bulunmadığından bahsedilememeği, açık olup, kanun  koyucunun katma değer vergisi iadelerinde tüm mükellefler için ilkesel olarak öngördüğü yöntemin, hakkında olumsuz rapor veya tespit bulunan mükelleflere uygulanmasına yönelik olarak yapılan belirlemenin hukuka aykırı bir kategorizasyon, kodlama vb olarak değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.

Diğer yandan, idari yargı merciince  özel esaslar/3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 36. Maddesi uyarınca iade talepleri vergi incelemesine göre sonuçlandırılacak mükellefler" kapsamına alınma işlemine karşı açılan davada uyuşmazlığın esası incelenirken, idarece bu işlemin tesis edilmemesine dayanak gösterilen ve Tebliğ'in "IV. KDV İadesinde Ortak Hususlar/A2 İadeleri Vergi İncelemesine tabi Olanlar" başlıklı bölümünde gösterilen hukuksal nedenlerin maddi olayda gerçekleşip gerçekleşemediğinin değerlendirilmesi gerektiği açıktır." cümlelerine yer verilmektedir.

Daha önce de tarafımızdan açılan bir davada Bursa 3. Vergi Mahkemesince de  (2026/238);

"3065 sayılı Kanunu'nun 36. maddesinde yapılan ve yukarıda alıntısına yer verilen değişikliğin de, Maliye İdaresine mükellefleri kategorize etme hususunda bir yetki tanımadığı ve yenilik getirmediği görülmektedir. Bu şekilde yasal dayanağı olmadan yapılacak bir sınıflandırma, vergi barışını bozucu etki oluşturacağı gibi, Anayasa'da güvence altına alınan temel kişi hak ve hürriyetlerine de aykırılık teşkil edecektir. Bu itibarla, yasal dayanağı olmadan, hukuka aykırı bir biçimde idarenin kendi içerisinde oluşturduğu bir sınıflandırma ile kategorize edilmesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir." şeklindeki gerekçe ile işlemin iptaline karar verilmiştir. 

Vergi idaresi, vergi iadesi ödememek adına yılaradır isim değiştirerek mükellefleri kategorize etmeye çalışmakta olup, bu tür çabalar vergi yargısından dönmektedir. Vergi idaresi, hukuka aykırılığı binlerce karar ile ortaya çıkan bu uygulamadan vazgeçerek KDV iadelerini ödeme yoluna gitmelidir. 


Av. Sadi KAYABAŞI



Paylaş:
Son Blog Yazıları
14 Temmuz 2026 Salı
3194 sayılı Yasa'nın 6. maddesinde, planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas alan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını ...
14 Temmuz 2026 Salı
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasında, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilci...
6 Temmuz 2026 Pazartesi
1512 sayılı Noterlik Kanununun 148. Maddesinde;“Disiplin cezaları:Madde 148 – Noter katipleri ve katip adayları hakkında verilecek disiplin cezaları şunlardır:A) Uyarma: Katip veya adaya daha dikkatli davranması gerektiğini yazı ile bildirmektir.B) Kınama: Katip veya adaya, görevinde veya davranışın...