3194 sayılı İmar Kanununda imar planlarının nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, 8. Maddesinde ise mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyelerce yapılacağı veya yaptırılacağı, planların, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği, onaylanan planların onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edileceği, bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebileceği, belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planların belediye meclisince onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlanacağı düzenlenmiş bulunmaktadır.
İmar planları ilana tabi genel düzenleyici işlemlerdir. 2577 sayılı İYUK’un 7.maddesinde, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açılabileceği kurala bağlanmıştır. Bu bağlamda, İmar planlarına karşı bir aylık ilan süresinin sonunu izleyen günden itibaren 60 günlük idari dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açılabilir.
Öte yandan, özel bir Kanun olan 3194 sayılı Kanunun 8/b maddesi ile 30 günlük askı süresi içerisinde plana karşı itiraz etme imkânı getirilmiştir. Bu durum karşısında imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında itiraz edilmesi durumunda itirazın reddi veya zımnen reddi tarihinden itibaren 60 günlük süre içinde dava açılması gerekmektedir.
Askı süresi içerisinde yapılan itirazın, 30 günlük cevap verme süresi içerisinde yazılı olarak reddedilmesi durumunda, ret kararının ilgilisine yazılı olarak bildirilmesini takip eden günden itibaren 60 gün içerisinde dava açılması gerekir.
İtirazın reddine ilişkin işlem 1 aylık askı süresi bitmeden tebliğ edilirse, 60 günlük dava açma süresi tebliğ tarihinden itibaren değil, askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren başlayacaktır.
Bir aylık askı süresi içinde yapılan itiraza, askı süresinin son gününü takip eden 30 gün içerisinde cevap verilmezse, itiraz zımnen reddedilmiş sayılır. Bu durumda, zımni ret süresini takip eden 60 gün içerisinde dava açılmalıdır. Dolayısıyla her halükarda son askı gününden itibaren 90 gün içinde dava açılması gerekmekte olup, aksi taktirde dava süreden reddolacaktır. Danıştay 6. Dairesinin istikrar kazanmış içtihatları da bu şekildedir.
İmar planının iptali için dava açmadan önce belediye ya da il genel meclisine itiraz etmek dava açabilmek için ön şart değildir. Ancak zorunluluk olmamasına rağmen itiraz edilmesi durumunda sürelerin itiraza göre değerlendirilmesi gerekir. Uygulamada yaşanılan en büyük sıkıntı, askı süresi içinde yapılan itiraza idare cevap verilmemesi yada bu cezanın dava açma süresi geçtikten çok sonra, bazen 1 sene geçtikten sonra cevap verilmesi halleridir. Askı süresi içinde yapılan itiraz cevap verilmemesi halinde 30 günlük zımni ret süresi geçtikten sonra 60 gün içinde yani doksan gün içinde dava açılması gerekmekte olup, itiraz ederek belediyeden cevap bekleyenler genellikle bu süreyi kaçırmaktadır. Yada belediyece cevap verileceği söylenerek itiraz edenler oyalanmakta, planlar askıdan indikten aylar sonra cevap verilerek dava açma süresi geçirilmektedir.
Uygulamada karşılaşılan diğer bir sorun da askı itirazlarının Kanunda yazdığı gibi 15 gün içinde görüşülmeyerek bekletilmesi yada askı itirazları alındıktan sonra tekrar aynı planın ikinci yada üçüncü (bazen dördüncü kez) askı ya çıkarılması halleridir. Bu gibi durumlarda da genellikle dava aç süresi geçirilmekte olup, açılan davalar süreaşımı nedeniyle reddedilmektedir.
İmar planları askıda iken yapılan itirazların kabul edilmesi olağan bir yol değildir. Hemen hemen hiçbir belediye askı itirazları sonucu imar planlarını değiştirmemektedir. Yapılan itirazların tamamı reddedilirken ilgililerin dava açma sürelerinin kaçırılmasına neden olunmaktadır. Kesinleşen imar planlarına karşı yukarıda belirtilen sürelerde dava açılmasa dahi, imar planının uygulanması niteliğini taşıyan işlemlerle veya plan değişikliği başvurusunun reddine ilişkin işlemle birlikte imar planına karşı her zaman dava açmak mümkündür.
İmar planlarına karşı doğrudan dava açma sürelerinin geçirildiği hallerde imar planlarının uygulama işlemleriyle birlikte yahut uygulama işleminden bağımsız olarak dava konusu yapılması da mümkündür. Uygulamada özellikle imar planlarına karşı doğrudan dava açma sürelerinin geçirildiği hallerde kamulaştırma, imar düzenlemesi (parselasyon), yapı ruhsatı, imar durum belgesi gibi uygulama işlemleriyle birlikte imar planlarının da dava konusu edilmesi mümkündür.
Hiçbir uygulama işlemi olmasa bile imar durum belgesi ile birlikte dayanağı imar planının iptali istenebilecektir. Danıştay 6. Dairesi içtihatlarla da bu durum kabul edilmekte olup, imar durum belgesi ve dayanağı imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan davanın 2577 sayılı Kanunun 7/4. Maddesi uyarınca süresinde olduğunun kabulü gerekmektedir.
Sonuç olarak, İmar Kanununda imar planlarına askı süresi içinde itiraz edilebileceği düzenlenmekte ise de, dava açmak için bu başvuru ön şart olmadığı gibi, uygulamada pratik bir faydasının bulunmaması ve dava açma süresinin kaçırılmasına neden olunması gibi nedenler dikkate alınarak askıda iken plana itiraz etmek yerine askıdan indikten itibaren 60 gün içinde doğrudan iptal davası açmak daha mantıklı olacaktır.
Av. Sadi KAYABAŞI